1. Ana Sayfa
  2. Osmanlı Devleti

Modernleşmenin Sembolü Saat Kuleleri

Modernleşmenin Sembolü Saat Kuleleri

Osmanlı Devleti’nde 16. yüzyıldan itibaren görülmeye başlayan saat kuleleri, özellikle II. Abdülhamit döneminde memleketin dört bir yanına hızla yayılmıştır. Devletin başınca onca sıkıntı varken, her bir yana saat kulesi inşa ettirmeye çalışmak ise nedensiz olmamıştır. Çünkü bu mimari yapılar yapıldığı her yerde devletin otoritesinin ve hanedanının meşruiyetinin bir sembolü olmuştur. Dünyanın dört bir yanında etkisini gösteren modernleşme olgusunu İstanbul dışına taşınmıştır.

Zamanı gösterme dışında farklı işlevler için kullanıldılar

Yapılırken sadece zaman sayar bir amaç güdülmekle kalmayıp, çeşitli amaçlara ve ideolojik olgulara hizmet etmesi için de yapılan saat kuleleri, kentin önemli kamu yapılarının cephelerine, ünlü meydanlara ya da yerleşim biriminin en yüksek tepelerine yerleştirilirdi. Yapılış yerlerinin belirlenmesi hususundaki farklı hassasiyet güdülmüştür. Kulelerin yangın kulesi, gözetleme alanı, sisli ve puslu havalarda yol gösterici ve taşıdıkları hava olaylarını ölçen rüzgârgülü gibi işlevleri yerine getirmeleri amacıyla da kullanılmıştır.

Tanzimat sonrası modernleşme sürecinin kentleşmeye yansıdığı sembollerdir

Tüm dünyada etkisini gösteren modernleşme olgusu, özellikle Tanzimat Fermanı’ndan sonra kendisine Osmanlı topraklarında da etki alanı buldu. Toplumsal ve kültürel birçok olguyu çepeçevre saran modernleşmenin, mimariden bağımsız ilerlediğini düşünmek ise mümkün değildir. Özellikle II. Abdülhamit ile birlikte yurdun dört bir yanına Batı’da hakim barok, rokoko vb. üslup ve tarzlarda yapılan saat kuleleri; modernleşme olgusunu taşraya ilk ulaştıran olgular arasında yer almıştır. Bu vesileyle modernleşme sürecinin Osmanlı’daki kent yaşayışına yansıdığı en önemli sembollerdir. Bir açıdan da birer reform sembolleri olarak görülebilir.

İktidarın ve meşruiyet simgeleriydiler

Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmadığı dönemde, devletin ve merkezi otoritenin varlığını her an hissettirmek oldukça güçtür. Bu nedenle de devletin varlığını her bölgede hissettirmek için farklı araçlara ihtiyaç vardı. Dönem şartları ele alındığında ise akla en uygun ve uygulanabilir araç olarak mimari eserler gelmiştir. Resmi otoriteyi hissettirmeye en elverişli mimari araçlardan birisi ise saat kuleleriydi. Özellikle II. Abdülhamit döneminde üzerinde durulan bu durum ışığında 85 civarı saat kulesi inşa edilerek meşruiyet ve varlık mesajını bilfiil vermek amacıyla saat kuleleri kullanılmıştır. Dolayısıyla bürokratlar eliyle tahtını, hatta hayatını kaybeden sultanlarla beraber saltanat ve hanedanın kutsiyet ve imajını sergilemeyi amaçlanmıştır.

 

II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılında valilere gönderdiği ferman, kulelerin yayılmasını sağladı

16. yüzyıldan itibaren Osmanlı’da seyrek olsa da görülen saat kuleleri II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yıl (1901) dönümünde valilere saat kulesi yapımı ile ilgili ferman göndermiştir. Bundan dolayı Osmanlı’da saat kulelerinin hızlı bir şekilde yayılmasına aracı olmuştur. Bu süre zarfını kapsayan 1901 yılı öncesi ve sonrasında 30’ya yakın yeni kule dikilmiştir. Abdülhamit’in saltanatının başından itibaren dikilen kule sayısı ise neredeyse bu sayının üç katına kadar ulaştı.

 

Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına dair ilk izleri sunar

Çoğunlukla şehrin odak noktalarında buluna saat kulelerinin yukarıda az önce ifade ettiğimiz gibi birden çok işlevi ve anlamı mevcuttur. Bu saat kulelerinin iki yüzündeki saat şekilleri alaturkayken olarak görülmüştür. Diğer iki yüzündeki saatler ise alafranga modelindeki saatlerdi. Bu çeşitlilik aynı zamanda din ve devlet işlerinin de yavaş yavaş birbirinden ayrılmaya başladığını simgeliyordu. Bununla birlikte aynı dönemde resmi kuruluşların ezani saati yerine batıda olduğu gibi güneş saatiyle çalışma düzenine geçmiştir. Bu anlamda saatler, bizlere sembolik izler sunmaktadır.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
İlginizi Çekebilir