1. Ana Sayfa
  2. Ortadoğu

Arap Milliyetçiliği Ana Hatları ve Cemiyetler

Arap Milliyetçiliği Ana Hatları ve Cemiyetler

Bilindiği üzere Arap Milliyetçiliği, doğuşu itibariyle  Osmanlı Devleti’nin batılı devletlerce hasta adam olarak adlandırıldığı dönemde yeşermeye başlamıştır. 19. yüzyıl ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın tanımıyla “en uzun yüzyıl”dır. Bu kaotik yüzyılda Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı “Milliyetçilik” akımı imparatorlukların korkulu rüyası olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu ise bu akımın neticeleri, ulus devlet olmak isteyen vilayetlerde kendisini süratle ve şiddetli bir biçemde göstermiştir.

1826 Yunan İsyanı ve ardından diğer balkan devletlerinin Osmanlı’dan kopuşu bu süreç kapsamında incelenmelidir. Balkan toprakları sırasıyla elden çıkmaktadır. Bu esnada Arap vilayetlerinde ise Milliyetçiliğin tohumları atılır. Bu bağlamda Arap Milliyetçiliğini üç ana başlık altında incelemek mümkündür.

 

Arap Milliyetçiliğinin Doğuşu (1850-1875)

Arap milliyetçiliği, erken safhası teorik bilinçlenmeyi oluşturan kısımdır. İlk dönemde Hıristiyan Araplar öncü olmuştur. Özellikle Lübnan(Beyrut) bölgesindeki Araplar maddi durumları iyi olanlar ve ticaretle uğraşanlar batı ile ilişkileri iyi olanlar sayesinde milliyetçilik kıvılcımları saçılmaya başlanmıştır. Lübnan günümüzde bile son derece kozmopolitik bir Arap ülkesi olarak göze çarpmaktadır. Bu sebeple Arap milliyetçiliğinin bu topraklarda yeşermeye başlaması şaşırtıcı bir durum değildir.

Bir diğer sebep Hıristiyan Araplar Batı kültürü ile içli dışlılar bu sebeple milliyetçi düşünce propaganda seviyesinde gelişmeye başlamıştır. Müslüman Araplar ise uzun süre milliyetçi hareketin içinde aktif yer almamıştır. Bireysel entelektüel katkılarda bulunmuşlardır. Nedeni geç tanışmış olmaları ve hilafete bağlı olmalarıdır.

Hıristiyan Araplar, Arap kimliğine sarılırken Müslüman Araplar İmparatorluk kavramına sarılmıştır. Diğer Müslüman tebaası gibi Müslüman Araplar da Müslüman kimliğini önde görmüştür. Müslüman Arapların bu tavrı sebebiyle milliyetçilik akımı kitlesel bir harekete dönüşmesi zaman almıştır.

thumbnail
Önerilen Yazı
II. Abdülhamid’in Hicaz Demiryolu Projesi

Arap Uyanışı, Arap Rönesans’ı

Arap milliyetçiliği, teorik alt yapısı esnasında pek çok isim ve etken rol oynamıştır. Dil, edebiyat, Arap tarihi çalışmalarının etkin bir biçemde söz konusu olduğu bilinmektedir. “Nasif el- Yazıcı” öncü bir isimdir. Bir diğer önemli isim “Butrus el- Bustani”

“Cinan” ve “Cüneyne” gazeteleri Arap milliyetçiliğinin propagandasını yapan iki önemli gazetedir. Cinan, Arap kültürel milliyetçiliğinin ilk yayın organıdır. Bustani özünde Osmanlı karşıtı olmamakla beraber “Suriye vatanı” “Suriyelilerin birleşmeleri” gibi konulara yer vermiştir. Diğer önemli iki isim “Corci Zeydan” ve Nasif el Yazıcının oğlu olan “İbrahim el Yazıcı”dır.

Aydınların fikirlerini özetlemek gerekirse; Avrupa çok ilerledi, Avrupa her şeyi Arap medeniyetinden almıştır. Geri kalmışlığın nedenini Arap olmayanların egemen olmasına bağlıyorlardı. Fakat eskiye dönmenin yolu yabancıların idaresinden kurtulmak olduğu dile getiriliyor. Yani bağımsız bir Arap devleti için Osmanlı’dan ayrılmanın zaruri olduğunu dile getirmekteydiler.

 

Nahda Hareketi ve Misyoner Okulları

Nahda Hareketi’nin öncüleri olan bu Hıristiyan Arapların ortak noktası yabancı misyoner okullarında eğitim almış olmasıdır. Bu okulların en önemlilerinden bir tanesi 1866’da Amerikalılar tarafından kurulan “Suriye Protestan Koleji’dir. Diğeri ise 1875’te Fransızlar tarafından kurulan “Fransız Cizvit Okulu”dur.

Dönemin en önemli girişimi 1875’te Beyrut’ta “Beyrut Gizli Cemiyet” adı altında cemiyet kurulması olmuştur. Cemiyetini izlediği yol şunlardır:

  • Türk idaresi karşıtı el ilanları
  • İlanlarda eşit vatandaşlık, dinsel farklılıkların avantaj veya dezavantaj olmaktan çıkarılması
  • Cemiyetin ilanlar Laik Arap milliyetçiliğin başlangıcını teşkil etmiştir.

 

İslamcılık Siyaseti ve Duraklama Dönemi (1876-1908)

1876 sonrası II. Abdülhamit iktidarı ile Araplara İslamcılık Siyaseti çerçevesinde daha fazla önem vermiştir. Bu dönemde Reform taraftarı olan Ziya Paşa, Cevat Paşa, ve Mithat Paşa Suriye valiliği yapmıştır. İslam Birliğinin siyasetinin en önemli yansıması Hicaz Demiryolu projesi olmuştur. Şam ile Medine’yi birbirine bağlayacak bu proje demiryolu ile merkeze bağlanması ve halife lehinde propaganda amaçlanmıştır.

1876’da açılan ilk Osmanlı Parlamentoda yer alan 232 sandalyeden 32’si Araplara aitti. Ayrıca Halep ve Suriye Merkeze yakınlıkları ticari hareketleri sonucu daha fazla mebus bulundurmaktaydılar. İlk Osmanlı Parlamentosunda bulunan Arap mebusları etnik kışkırtma yapmamışlardır. Bölgeleri ilgilendiren sorunlar üzerinde durmuşlardır. İslamcılık Politikası bu dönemde başarılı olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak ise Arap milliyetçiliği kan kaybetmeye başlamıştır.

  1. Meşrutiyet öncesi Arap siyasi Düşüncesi;
  • Osmanlı Hilafeti yerine Arap Hilafeti
  • Arap bölgeleri için özel reform talebi
  • Bütün Osmanlı bölgelerinde reform talepleri
  • Osmanlıdan ayrılıp Bağımsız Arap devleti

 

Siyasallaşma Süreci

İstibdat döneminin sona ermesi ile beraber imparatorluğa özgürlükçü atmosfer hakim oldu. İki gizli Arap Cemiyeti 1909’da İstanbul’da kurulan “El- Kahtaniyye Cemiyeti”. Cemiyetin ismi doğrudan Arap Milli tarihine gönderme yapmaktaydı.

“Aziz Ali el-Mısri” ve “Selim el-Cezairi” cemiyetin iki önemli kurucusudur. Kahtaniyye Cemiyeti, Türk – Arap İmparatorluğu temel amaç olarak görmektedir. Arap vilayetlerinde yerel meclisin olmasından ve resmi dilin Arapça olmasını istemektedirler. Bir başka emelleri ise Arap vilayetlerini tek bir çatı altında toplamaktı. Böylece bütün Araplar tek bir Arap Kralı’nın idaresi altında olacaktı. 1911’de kurucu heyetin savaş için Yemen’e gönderilmesi, ittihatçıların baskıları sonucu dağılmıştır.

“El-Ahd” Cemiyeti ikinci gizli Arap cemiyetidir. Dağılan Kahtaniyye Cemiyetinin üyelerine yeni isimler katılmasıyla oluşmuştur. En önemli özellikleri ikisi dışında subaylardan oluşması ve hepsinin Müslüman olmasıdır. İttihat ve Terakki yönetiminin merkezileştirme siyasetine karşıdırlar. 1914 Irak ve Suriye kolu olmak üzere ikiye ayrılmışlardır.

Bir diğer Arap cemiyeti ise “El- Fetat” cemiyetidir. Paris’te 1908 sonrası kurulmuştur. Arap toplumunu gelişmiş toplumlar seviyesine çıkarmak başlıca hedefleridir. En önemli girişimleri ise 1913 yılında Paris kongresini toplamaları olmuştur.

1908 sonrası ilk resmi cemiyet, “Arap-Osmanlı” cemiyeti olmuştur. Bu cemiyet Osmanlı Birliği içerisinde Arap toplumunun ilerlemesini savunmaktaydı. Bu yönüyle İmparatorluktan yana bir tavır sergilememiştir.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?