1. Anasayfa
  2. Türk Tarihi
  3. Türkiye Cumhuriyeti

Kurtuluş Savaşı Hazırlık Döneminde Kongreler

Kurtuluş Savaşı Hazırlık Döneminde Kongreler

Osmanlı Devleti’nin sınırları geniş ölçüde işgale uğramış bulunmaktadır. Kurtuluş Savaşı, bu işgallere halk tepki göstermekte işgallerin haksızlığını dünyaya göstermeye çalışmaktadır. Fakat 15 Mayıs 1919’ da İzmir’in işgali halkta daha büyük tepkiye yol açmıştır. İzmir’in işgalinde tepkinin daha büyük olma sebebi ise aslında bunun bir işgal değil ilhak girişimi olmasıdır. İlhak; işgalden farklı olarak kendi sınırlarına katmak demektir.

Tüm bu tepkiler karşısında işgal güçlerinin de baskısıyla Osmanlı hükümeti Mustafa Kemal’i 9. Ordu Müfettişliği göreviyle halkın elindeki silahları toplamak ve halkın işgaller karşısında gösterdiği tepkileri durdurmak amacıyla Samsun’ göndermiştir. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a varan Mustafa Kemal ise halkın haklılığının farkında ve destekçisidir. Mustafa Kemal Samsun’da Samsun Raporu’nu yayınlamıştır.

Kurtuluş Savaşında diğer çalışmalar ise;

Havza Genelgesi

Mustafa Kemal ilk defa kendisine verilen görevin dışına çıkarak Havza Genelgesini tek başına yayınlamıştır. Havza genelgesinde amaç; milli bilinci uyandırmaktır.

İçeriğinde;

İzmir’in işgalinin her yerde protesto edilmesi, bu protestolar yapılırken masum azınlığa zarar verilmemesi ve en önemlisi de orduların dağıtılmayıp silahların teslim edilmeyeceği yer almıştır.

Bu genelge sonrası Mustafa Kemal İstanbul hükümeti tarafından İstanbul’a ilk defa geri çağırılmıştır.

Amasya Genelgesi

Mustafa Kemal Amasya Genelgesini, Havza Genelgesi’nin aksine tek başına değil, arkadaşları ile birlikte yayınlamıştır. Böyle yapmaktaki amacı; Milli Mücadeleyi kişisellikten çıkarıp halkın desteğini daha fazla sağlayabilmektir. Amasya genelgesi; milli mücadelenin amacı, yöntemi ve gerekçesini ortaya koyarken; ileride ulus egemenliğine dayalı bir devlet kurulacağının ilk işaretlerini vermesi bakımından ayrıca bir öneme sahiptir.

Maddeleri;

-Vatanın bütünlüğü milletin istiklali tehlikededir.

-İstanbul Hükümeti üzerine düşenleri İtilaf Devletleri’nin baskısı nedeniyle görevini yapamamakta ve bu durum da milletimizi yok olmuş gibi göstermektedir.

-Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

-Doğu illeri adına Erzurum’da bir kongre toplanmalıdır.

-Sivas’ta da ulusal nitelikte bir kongre toplanmalıdır.

-dışarıdan müdahaleye kapalı milli bir kurul oluşturulacaktır.

Kurtuluş Savaşı kongrelerini gösteren tarihi harita ve belgelerErzurum Kongresi

Erzurum Kongresi öncesi Mustafa Kemal askerlik mesleğinden istifa etmiştir ve bu nedenle Erzurum Kongresi sivil olarak katıldığı ilk çalışmadır. Kongrede Mustafa Kemal başkan seçilmiştir. Kongre toplanış amacı açısından bölgesel olmasına karşın aldığı kararlar bakımından ulusal nitelik taşımaktadır.

Alınan Kararlar;

-Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez

-Manda ve himaye kabul edilemez.

-Kuvay-ı Milliye’yi etkin milli iradeyi hakim kılmak esastır

-Ulusal sınırlarımızda gözü olmayan herhangi bir devletten dış yardım alınabilir.

-Kapalı halde bulunan Osmanlı Mebusan Meclisi derhal açılmalı, ülke genelinde seçimler yapılıp, hükümet bu yolla denetlenmelidir.

Sivas Kongresi

Sivas Kongresi hem toplanış amacı hem de aldığı kararlar bakımından ulusal niteliktedir. Kongre ulusal nitelikte olmasına rağmen, bölgesel nitelikte olan Erzurum kongresindeki katılımdan daha düşük katılımla gerçekleştirilmiştir. Bunun nedenleri; Elazığ Valisi Ali Galip’in kongreyi dağıtma teşebbüsünde bulunması, Ankara Valisi Muhittin Paşa’nın kongreye katılmak için yola çıkan delegeleri engellemesi, Fransızların Sivas’ı işgal edeceği söylentisidir.

Genellikle Erzurum Kongresi kararları genişletilerek kabul edilmekle birlikte, alınan kararlar:

-Bir daha gündeme gelmemek üzere manda ve himaye kesin olarak reddedilmiştir.

-Batı Cephesi komutanlığına Ali Fuat Cebesoy atanmıştır.

-Halkın gelişmelerden haberdar olması amacıyla İradeimilliye adında bir gazete çıkarılacaktır.

Sivas Kongresi sonrası Mustafa Kemal İstanbul ve padişahla bütün haberleşmeyi sonlandırmıştır. Bu olay neticesinde; Padişah Vahdettin olaylara sebep olduğu gerekçesi ile Damat Ferit hükümetini görevden alıp yerine Mahmut şevket Paşa’yı göreve getirmiştir, bu durum ise Temsil Heyeti’nin İstanbul Hükümeti’ne karşı ilk siyasi zaferidir. Kurtuluş Savaşı

Yukarıda anlatılan kongreler dışında bu aşamada çoğu kişisel çabalar sonucunda yapılan ara kongreler de gerçekleştirilmiştir. Bunlar :

-Ardahan Kongresi                                                      -Afyon Kongresi

-Oltu Kongresi                                                             -Pozantı Kongresi

-İzmir Kongresi                                                            -Balıkesir Kongresi

-Lüleburgaz Kongresi                                                  -Alaşehir Kongresi

-Kars Kongresi                                                              -Nazilli Kongresi

Tüm bu kongreler Kurtuluş Savaşı ’nın haklı gerekçelerini göstermesi ve Kurtuluş Savaşı’na yönelik hazırlıkların aşamalı şekilde gerçekleşmesini sağlaması nedeniyle halka yön gösterip başarılı olunmasında çok büyük öneme sahiptir.

Direnişin Örgütlü Sesleri: Erzurum ve Sivas Kongreleri

Amasya Genelgesi ile belirlenen milli irade fikri, 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nde somut bir çerçeveye kavuştu. Doğu illerinin temsilcilerinden oluşan bu kongre, “milli sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı” ilkesini tarihi bir kararla benimsedi. Manda ve himaye fikirlerini reddederek, geçici bir hükümet kurulması gerektiğini vurguladı ve bir Temsil Heyeti seçti. Bu kararlar, sadece bölgesel değil, ulusal nitelik taşıyordu. Ardından gelen Sivas Kongresi ise, 4 Eylül 1919’da, ülkenin dört bir yanından gelen delegelerle direnişi merkezileştirdi. Tüm milli cemiyetler “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirildi ve Mustafa Kemal başkanlığındaki Temsil Heyeti, tüm vatanı temsil eden yürütme gücü haline geldi.

Son Çağrı ve Meclisin Açılışı: Amasya Görüşmeleri ve Ankara

Sivas Kongresi sonrasında Temsil Heyeti, İstanbul Hükümeti ile resmi bir temas noktası oluşturdu. Ekim 1919’da gerçekleşen Amasya Görüşmeleri, milli mücadelenin meşruiyetinin İstanbul tarafından fiilen tanınması anlamına geliyordu. Burada alınan protokole göre, Osmanlı Mebusan Meclisi’nin İstanbul dışında güvenli bir yerde toplanması kararlaştırıldı, ancak bu madde daha sonra uygulanamadı. Sonunda İstanbul’da toplanan Meclis, Misak-ı Milli’yi kabul ederek Erzurum ve Sivas’ın ruhunu onayladı. İstanbul’un işgali ve Meclis’in dağıtılması üzerine, Mustafa Kemal’nin çağrısıyla 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Artık milli irade, bu Meclis çatısı altında ve onun seçtiği hükümet tarafından temsil edilecek, Kurtuluş Savaşı’nın tek ve yasal merkezi olacaktı.

Havza ve Amasya: Direnişin Örgütlü Sesleri

Mustafa Kemal, Samsun’dan sonra Havza’ya geçerek burada bir genelge yayınlamıştır. Havza Genelgesi, işgallere karşı düzenlenecek mitinglerin ve protestoların yol haritasını çizmiştir. Bu çağrıyla, ülkenin dört bir yanında halkın sesini duyurması ve milli bilincin uyandırılması hedeflenmiştir. Ardından gelen Amasya Genelgesi ise çok daha kritik bir adımdır. “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” maddesiyle, artık merkezi otoriteden bağımsız, millete dayalı bir kurtuluş mücadelesinin resmi beyanı yapılmıştır.

Erzurum ve Sivas: Milli İradenin Teşkilatlanması

Amasya’da belirlenen hedefler doğrultusunda, bölgesel bir nitelik taşıyan Erzurum Kongresi toplanmıştır. Bu kongrede, doğu vilayetlerinin temsilcileri “vatanın bölünmez bir bütün olduğu” ilkesini benimsemiş ve manda fikrini kesinlikle reddetmiştir. Erzurum Kongresi’nin ruhu ve kararları, daha sonra tüm yurdu temsil etmek üzere toplanan Sivas Kongresi’nde genişletilerek pekiştirilmiştir. Sivas’ta, Anadolu ve Rumeli’nin çeşitli bölgelerinden gelen delegeler, “Misak-ı Milli” sınırlarının temelini oluşturacak kararlar almış ve Heyet-i Temsiliye’yi (Temsil Heyeti) yürütme gücüne sahip bir organ olarak belirlemiştir.

Kongrelerden Meclise: Yol Haritasının Tamamlanışı

Bu dört önemli adım—Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri—birbirini tamamlayan ve güçlendiren bir süreç oluşturmuştur. Her biri, milletin iradesini merkeze alan, teşkilatlanmayı sağlayan ve uluslararası alanda haklı davayı duyurmayı amaçlayan belgelerdir. Nihayetinde, bu hazırlık döneminin ve kongreler silsilesinin en somut sonucu, 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması olmuştur. Artık mücadelenin merkezi, padişahın İstanbul’u değil, milli iradenin Ankara’sıdır.

İlginizi Çekebilir

Bültenimize Katılın!

Abonelik Bültenimize katılın, tarihi anları kaçırmayın! Hemen ücretsiz üye olun ve en özel güncellemelerle tarihin içinde kalın. Geçmişin kapıları sizin için aralanıyor!