1. Ana Sayfa
  2. Antik Mısır

İskenderiye; Kayıp Şehirler Arasında Bir Hayalet

İskenderiye; Kayıp Şehirler Arasında Bir Hayalet

Bugüne kadar kayıp şehirler ile ilgili birçok söylenti duymuşsunuzdur. Ancak hiçbiri İskenderiye kadar önemli olamaz. Çünkü bu şehir o dönemin şehirleri arasında bile çok önemliydi. Önemli olmasının sebepleri arasında ise sadece Büyük İskender tarafından kurulması gibi sebepler vardı. Ayrıca kent bünyesinde bulundurduğu birçok unsurla da ön plana çıkmaktaydı.

İskenderiye tam olarak kayıp şehirler belgeseli çekilmesi gereken bir kenttir. Çünkü bu kent içerisinde şu anda var olmayan ama döneminde çok meşhur olan yapılar vardır. Bunlar arasında özellikle iki tanesi ön plana çıkmaktadır. Bunlardan ilki İskenderiye Kütüphanesi olurken diğeri de İskenderiye Feneri’dir. İşte bizde sizler için bu güzel kentin tarihini ve bu kentten geriye nelerin kaldığını yazdık. Keyifli okumalar.

İskenderiye’nin Tarihi; Efsanevi Kayıp Şehirler

İskenderiye, Akdeniz’in güney kıyısında yer almaktadır. Şehirde bugün 5 milyon kişi yaşamaktadır. Ayrıca burası bir liman şehridir. Eski ihtişamının yerinde artık yeller esse de binlerce yıl önce İskenderiye çok farklı bir yerdi. Şehrin kurucusu Antik Makedonya Kralı Büyük İskender’di. İskender’in hayali, Yunanistan’la Mısır’ı birbirine bağlayan bir şehir inşa etmekti.

İskender MÖ 332’de Suriye’yi fethettikten sonra ordusuyla birlikte Mısır’a sefere çıkmıştı. Bu sefer sırasında Rhakotis adlı küçük bir liman kasabasına vardı. Burada hayalini gerçekleştirecek potansiyeli gördü. O andan itibaren bu kent, artık kayıp şehirler listesine adını yazdıracaktı. Antik tarihin en büyük kentlerinden biri olan İskenderiye burada kurulacaktı.

Ancak İskender, şehrinin büyümesinin sadece birkaç ayını görebilmiştir. Çünkü burada zaman kaybetmeyip Sur adlı başka bir liman kentine saldırmak üzere yol çıkmıştır. Şehiri, kendisinin yokluğunda yardımcısı Cleomenes’e emanet etmişti. Ancak İskender öldükten sonra şehrin yönetimi General Ptolemaios’a devredilmiştir. Böylelikle ilerde kayıp şehirler arasında yükselen bir kentin sağlam temelleri atılmıştı. Ayrıca kent artık Asya ve Avrupa arasındaki ticaret yolları içinde değerli hale gelmişti.

Kayıp Şehirler Arasında Bir Bilim Merkezi

İskenderiye o dönem için tam anlamıyla dünyanın merkezinde olan bir şehirdi. Çünkü İskender’in ölümünden sonra General Ptolemaios, İskenderiye’yi dönemin en güçlü şehrine dönüştürmüştür. O zamanlarda şehir antik Yunan bilginleri ve bilim insanlarıyla doluydu. O meşhur İskenderiye Kütüphanesi’nin de inşasıyla, kent tam bir bilgi merkezi haline gelmişti.

Genellikle kayıp şehirler dergi sayfalarında yer alırlar. Geçmişten gelen birçok özelliklerini de biz, buralardan öğreniriz. Ancak bu İskenderiye için biraz daha farklıdır. Çünkü bu kentte dergilerdeki bilgi düzeyinden daha yüksek bir bilgiye sahip kütüphane bulunmaktaydı. Burada birçok el yazması ve parşömen vardı. Ancak ilerleyen dönemlerde kente yapılacak saldırılar bu bilgi merkezlerine ciddi zararlar verecekti.

Roma lejyonları MÖ 30’da Mısır’ı ele geçirmiştir. Ayrıca Octavianus, İskenderiye’yi ve Mısır’ı Roma hakimiyetine katmıştı. Ancak bütün kayıp şehirler için hikayeler farklıdır. İskenderiye’de de sadece yağmalamalar yapılmadı. Aynı zamanda burada büyük depremlerde olmuştu. Bu bulgular şehrin bir kısmının limanın içerisinde olmasıyla elde edilmiştir. Bilim insanları 8. Yüzyılda müthiş bir depremin şehri sarstığı kanısındadırlar.

Büyük İskender’i Büyük Yapan Kayıp Şehirler Yaptırması Mıydı?

Bu soruya kısaca hayır cevabını verebiliriz. Çünkü İskender’in büyüklüğü yaptığı ya da aldığı şehirlerden değil döktüğü kandan gelmektedir. Burada imparatorluğu büyültmek adına dökülen kanlar ve yıkılan şehirlerin hikayesi yatmaktadır. İskender, MÖ 356’de Pella şehrinde Mekedon Kralı 2. Philip’in oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Babasının ölümünden sonra Pers İmparatorluğunu fethetmek için krallığı devralmış ve yola çıkmıştır.

Bu çıktığı yol boyunca Suriye, Mısır, Anadolu ve Irak topraklarını imparatorluğuna katmıştır. Henüz 25 yaşında bile değilken Yunanlıların Lideri ve Mısır Firavunu unvanlarına sahip olmuştur. Ayrıca ismi daha sonra kayıp şehirler arasında da anılacaktır. Çünkü kendisi hayatı boyunca 70’ten fazla şehir kurmuştur. Bu durum imparatorluğun 3 kıtaya birden genişlemesine neden olmuştur.

İskender gerçekten de korkusuz bir fatihti. Savaş meydanlarında yüzlerce kez ölümle burun buruna gelmişti. Ancak bu durumların hiçbiri, onun kayıp şehirler fatihi olmasını engelleyememiştir. MÖ 323’te 32 yaşında ölmüştür. Ölümün doğal sebeplerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Bunlar arasında en güçlü ihtimal olarak sıtma görülmektedir. Ancak zehirlendiğini ileri süren bilim insanları da mevcuttur.

thumbnail
Önerilen Yazı
Tutankamon’un Hazineleri Nasıl Bulundu?

İskenderiye’nin Yeniden Keşfi; Bulunamayan Kayıp Şehirler

Romalıların İskenderiye’yi yakıp yıkmalarından 2000 yıl sonra şehrin kalıntıları ortaya çıkmaya başladı. 1990’ların ortalarında Fransız arkeolog Jean-Yves Empereur, Akdeniz’de bir dalış yaptı. Bu dalış sonrasında Fransız arkeolog su altında şehrin kalıntılarını ortaya çıkardı. Ne de olsa kayıp şehirler bir gün bulunmak için kaybolmuşlardır değil mi? Empereur aynı zamanda Mısırlı bir belgesel ekibiyle günümüzün İskenderiye Limanı’nı inceliyordu.

1961 yılında Mısır Donanması denizden antik bir heykel çıkarmıştı. Bu durum antik kentin kalıntılarının sular altında olabileceği fikrini ateşlemişti. Böylelikle yıllar sonra Empereur ve ekibi sular altında kalan sfenksleri, dikilitaşları ve sütunları keşfetmişti. Yani bu Fransız arkeolog, bir nevi kayıp şehirlerin bakım klavuzu için detaylı bilgiler keşfetmişti.

Yıllar içerisinde bu keşiflerde 3.300’den fazla sayıda fotoğraf çekilerek belgeleme çalışmaları yapıldı. Ancak bu antik şehir için çalışma yapan tek kişi bu Fransız arkeolog değildir. Limanın diğer yakasında sualtı arkeoloğu Franck Goddio’da araştırma yapıyordu. Goddio’nun araştırmaları sırasında ise Ptolemaios’un Kraliyet Sarayı gün yüzüne çıkartılmıştı. Böylelikle bu iki rakip arkeolog sayesinde tüm dünya bu antik kenti yakından tanımış oldu.

İskenderiye’de Bulunan Efsanevi Yerler

Yazımızın başında kayıp şehirler arasında bir inci olan İskenderiye şehrinde çeşitli yapıların bulunduğunu söylemiştik. Ancak bunlardan en önemlileri kütüphane, fener, saray ve Heptastadion’dur. Bu yapılardan kütüphane de yaklaşık yarım milyon belge olduğu düşünülmektedir. Bu yapı zamanında bir tapınağın parçası olarak da kullanılmıştır. Ayrıca içerisinde 100’den fazla bilim insanına ev sahipliği yapmıştır. Ancak bu antik kütüphanenin gizemli sonu hakkında pek fazla bir şey bilinmemektedir.

100 metre yüksekliğinde olan İskenderiye Feneri ise limanın sularına ve şehre çok yüksekten bakıyordu. Bu fener 1600 yıl boyunca ayakta kalmaya devam etmiştir. Mimarı, Knidoslu Sostratus’dur. Ayrıca bu yapı günümüzde Dünya’nın 7 Harikası’ından biri olarak kabul edilmektedir. Bir diğer yapı ise Heptastadion’dur. Bu yapı Pharos adası ile İskenderiye anakarasını birbirine bağlayan 1.2 kilometre uzunluğunda bir köprüdür.

İskenderiye’de bulunan son önemli yapı ise Kleopatra’nın Sarayı’dır. Bu sararyın kalıntıları adanın derinliklerine uzanmaktadır. Bu saray ve diğer yapılar kayıp şehirler arasında favori olan İskenderiye’nin favori yapılarındandır. Kleopatra MÖ 51-30 yılları arasında Mısır’ı bu saraydan yönetmiştir. Ancak talihsiz kadın Octavianus’un İskenderiye’yi fethetmesinin ardından burada intihar etmiştir.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
İlginizi Çekebilir
imhotep-kimdir