İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Bizans

Bizans-Osmanlı Arasındaki Diplomatik İlişkiler

Bizans-Osmanlı Arasındaki Diplomatik İlişkiler
+ -

Tarihte Bizans-Osmanlı arasındaki Diplomatik İlişkilere göz atıldığı vakit ortaya çetrefilli bir ilişkiler yumağı göze çarpmaktadır. M.Ö. 8. yüzyılda yeşermeye başlayan ve M.Ö. 1. yüzyılda imparatorluk haline gelen Romalılar, Avrupa medeniyetinin temellerini oluşturan bir yapı olmuştur. Asırlar boyu pek çok kavmi, pek çok coğrafyayı tek sancak altında toplamış olan Romalılar bilinen dünyanın hemen hemen yarısına sahip olmuştur.

Bizans-Osmanlı Arasındaki Siyasi İlişkiler

Paleologos sülalesi Doğu Roma İmparatorluğunun son imparatorluk ailesidir. II. Andronikos ise 1282-1328 yılları arasında tahtta kalmıştır. Diğer bir tabir ile Osmanlı-Bizans ilişkilerinin başladığı tarihte Doğu Roma İmparatorluğunun kalıntısının başında olan isimdir. Latin tehdidi sebebiyle gereken önem Anadolu’ya bir türlü verilememiş, Anadolu ihmal edilmesine sebep olmuştur. Diğer taraftan ise Anadolu’ya Orta Asya’dan her geçen gün daha fazla Türkmen dalgası göç etmekteydi. Bu durumun arkasında yatan başat etken Moğol tehdidi olmuştur. Türkmenlerin Bizans yerleşim yerlerine sürekli akın etmesi, 13. Yüzyılın sonlarına doğru önüne geçilemez bir hale dönüşmüştür.

Osmanlıların ise yukarıda bahsedilen Türkmen boylarından bir tanesi olduğuna ve kısa zamanda devlet olarak teşekkül etmesine sebep olmuştur. Bundan dolayı Osmanlıların temeli Bizans Bitinyası olarak adlandırılan coğrafi bölgede atılmıştır.  Osmanlı Devleti ile Bizanslılar arasında ilk savaş Koyunhisar Muharebesi olmuştur.  Bu durum Osmanlılar için beylikten devlete geçiş anlamı taşıyordu. Ayrıca Bizanslılar için ise baş edemeyecekleri bir İslam Devleti niteliğindeydi.

Bizans-Osmanlı Arasındaki Askeri İlişkiler

Bu savaştan sonra Avrupa’nın feodal düzenine benzer Osmanlıların ise Tekfur olarak adlandırdığı kent valilerinin Osmanlı’ya saldırması sonucunda 1303 yılında Dimbos Savaşı meydana gelmiştir. Bu savaş neticesinde tekfurlar alaşağı edilmiştir.1326 yılında Bursa’nın Osmanlılar tarafından alınması Bizanslılar ile Osmanlılar arasındaki çatışmaları başka bir boyuta taşımıştır. Bundan sonra durak Hıristiyan dünyası adına çok önemli bir kent olan İznik olmuştur. Pelekanon Savaşı neticesinde İznik kentinin anahtarı Osmanlılara geçmiştir.

Bizans-Osmanlı Arasındaki Diplomatik İlişkiler, İznik’in elden çıkması, Bizans’ın başkentinde büyük çalkantılara sebep olmuştur. Hıristiyanlığın amentüsünün belli olduğu bu tarihi kent her bakımdan hem Hıristiyan dünyasının hem de Bizans Devleti için son derece önem arz eden bir yerleşim idi. Şüphesiz Osmanlılar İznik’i alarak devletin sınırlarını genişletmiş olmakla beraber Bitinya bölgesinde baskın bir güç haline gelmiştir. Bir diğer önemli gelişme ise 1337’İzmit’in fethi olmuştur. Böylece Osmanlılar Doğu Marmara’nın fethini tamamlamış bulunmaktaydı.

Bizans-Osmanlı Arasındaki Diplomatik İlişkiler

III. Andronikos[1]’un Saltanatı 1328-1341 yılları arasında tahtta kalmıştır. Dedesi ile süren II. Andronikos ile süren iç savaş neticesinde tahtta tek başına hakim olmuştur. Ayrıca III. Andronikos tahtını büyük ölçüde İoannis Kantakuzenos’a borçlu idi. Bu durum Kantakuzenosların sivrilmesine sebep olmuştur. Bu durum 14. yüzyılın ortalarına gelindiğinde ise Osmanlılar bölgesel bir güç olmuş pek çok Türk beyliğini de topraklarına katmıştır. Osmanlılar bu süreçte topraklarını savaşlar neticesinde büyütmemiştir. Bu süreçte evlilik yoluyla ve diplomatik temaslar neticesinde Osmanlılar bir takım kazanımlar elde etmiştir.

Önceleri imparator naipliği vazifesinde olan fakat sonradan imparator olan VI. İoannis Kantakuzenos taht mücadeleleri sebebiyle desteğe ihtiyaç duyduğu esnada bölgenin yükselen gücü Osmanlılar ile temas’a geçmiştir. İmparator kızı Theodora’yı Orhan’a Bey’e vermiş böylece Osmanlı ve Bizans arasında üst seviyede bir siyasi evlilik gerçekleşmiş olmaktaydı.

Orhan Bey zamanında bir diğer önemli gelişme ise Balkanlarda Osmanlıların kalıcı hale gelmiş olmasıdır. Gelibolu’nun zaptı önemli bir unsur teşkil etmiştir. Bu durum Bizans dünyasında deprem etkisi yaratan bir diğer unsur olmuştur. Bizanslılar için halihazırda Trakya’da pek çok tehlike varken şimdide Osmanlıların yerleşmesi kabul edilmesi güç bir durumdu.

Bizans-Osmanlı Arasındaki Diplomatik İlişkiler, Kantakuzenos’un hükümdarlığı 1354 yılına kadar sürdü. 1354 -1391 yılları arasında V. İoannis Paleologos Dönemi başlamıştır. Bu dönem Bizans’ın Osmanlı vassalığını[2] kabul ettiği bir dönemdir. Venediklilerin raporlarında Bizans için sefil ve itaate hazır oldukları ifade edilmekteydi. Bu raporlar gerçekleri yansıtır durumdaydı. Ayrıca çok geçmeden Bizanslılar Osmanlı boyunduruğunda ve vergi öder konuma gelmişti. Bu durum yalnızca ismen devletin ömrünü uzatan bir faktör olmuştur.

Trakya’nın fethi

Bizans’ın elinde kalan tek eyalet Trakya idi. Fakat çok geçmeden bu topraklardan da mahrum olmaya yakındı. Osmanlıların başına I. Murat’ın geçmesiyle Trakya’nın fethi tamamlanmış bulunmaktaydı. Bizans ise başkentten ibaret kalmış bir şehir devleti haline dönüşmüş, dört bir yanı Osmanlılar tarafından sarılmıştı. Ayrıca Bizanslılar Trakya’yı kaybetmemek adına Batı Hıristiyan dünyasından bile yardım istedi. Fakat en nihayetinde netice değişmedi ve Trakya I. Murat döneminde Osmanlıların elinde geçti.

Balkanlarda Sırp ve Bulgar Krallıklarının da parçalanmış olması Osmanlının işine gelen bir etken oldu. Ayrıca Lala Şahin Paşa’nın 1363’de Filibe’yi zapt etmesi ile Rumeli Beylerbeyi tayin edildi. En nihayetinde Bizanslılar Trakya eyaletini kaybetmiş Osmanlılar ise balkanlarda eyalet sahibi olmuştur. Kosova muharebeleri ise Türklerin Balkanlarda ki varlığını kesin olarak tescillemiş oldu.

İstanbul’un fethi zaruri bir hal almıştı

II. Manuil Paleologos 1391-1425 yılları arasında tahtta kalmıştır. Osmanlılarda ise I. Bayezid tahta geçmiştir. Bizans hükümdarı önceleri sadık bir vassalın yükümlülüklerini yerine getiriyordu. Fakat Osmanlılar için İstanbul’un fethi zaruri bir hal almıştı. 1394 yılında başlatılan ablukadan istenilen netice elde edilemedi. Niğbolu muharebesi ablukanın kaldırılmasına yol açtı. Daha sonra kent tekrar kuşatmaya alınsa da bu seferde doğuda baş gösteren Timur tehlikesi kuşatmanın tekrardan kaldırılmasına yol açtı. Bayezid’in Timur’a yenilmesi Bizans’ın ömrünü yarım asır uzatan başat unsur oldu.

Osmanlılar Fetret dönemi ve I. Mehmet dönemlerinde Bizans’a bir tehdit unsuru olmaktan çıkmıştır. Osmanlılar dağılmanın eşiğine gelen devletin toparlanması ile meşgul olmuşlardır. II. Murat devrinde de başlangıçta her şey yolunda gibi gözükse de VIII. İoannis’in tarihe Düzmece Mustafa isyanı olarak geçen isyanı körüklemesi iki devletin ilişkilerini bozmuştur. II Murat isyanı bastırdıktan sonra Bizans’ın başkentini kuşatmışsa da netice elde edememiştir.

1424 yılında yapılan anlaşmayla Bizans yeniden yıllık haraç vermeyi kabul etti. Bizans’ta babasının ölümü ardından tahtta tek başına kalan VIII. İoannis 1425-1448 yılları arasında tahtta kaldı. İmparator kurtuluş arayışları peşinde idi. Kiliselerin birleştirilmesinden pek çok farklı arayışların peşinden koştu. Ölümünün ardından son Bizans imparatorluk tacını giyecek olan XI. Konstantinos tahta çıktı. II. Mehmet’in azmi ve kararlılığı neticesinde Bizans’ın başkenti en nihayetinde 1453 yılında alınmıştır. Böylece insanlık tarihinde bir devir kapanmış ve Romalılar tarih sahnesinden silinmiştir.

[1] Donald M. Nicol, Bizans’ın Son Yüzyılları 1261-1453, İstanbul, İş Bankası Yayınları, 2016, s. 207

[2] Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti tarihi, Ankara, Türk Tarih Kurumu, 2011, s. 490