İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Antik

Antik Cenaze Törenleri; Akrabalarımızı Gömmeye Ne Zaman Başladık?

Antik Cenaze Törenleri; Akrabalarımızı Gömmeye Ne Zaman Başladık?
+ -

Antik cenaze törenleri modern insanın merak ettiği bir konudur.  Hayata ilişkin kesin olan tek şey bir gün sona ereceğidir. Bu itici bilgi insan olmanın belirleyici özelliğidir. Ayrıca bildiğimiz kadarıyla kaçınılmaz sonumuzun nasıl geleceğini düşünebilen tek tür biziz. Biraz teselli olacaksa, büyük olasılıkla hoş bir uğurlama töreni ile veda edeceğiz bu yaşama. Çünkü insan aynı zamanda özenle hazırlanmış ölüm törenleri yapan tek türdür. Bu törenleri özelleştirip adına cenaze törenleri diyoruz. Kanıtlar en az 100 bin yıldır bu törenleri gerçekleştirdiğimizi gösteriyor. Ayrıca bu törenlerin kökenleri insan evrimini araştıran uzmanlar için öldürücü bir cazibeye sahiptir.

Bu törenler tıpkı sanat, hikâye, anlatma ve din gibi kültürel zenginlikleri içeren sembolik etkinlikler kategorisine giriyor. Törenlerin düşünme kavramı içerisinde önemli bir yeri vardır. Çünkü bu törenler, soyut düşünebilmeyi gerektirir. Bu anlamda da özenli defini, mezar eşyalarını, yaşamı ve ölümü detaylıca düşünmek gerekir. Cenaze törenleri diğer pek çok sembolik etkinlik türünden farklı olarak, arkalarında fiziksel bulgular bırakırlar.

 

Antik Çağda Cenaze Ritüelleri; Miat Dolunca

Pek çok hayvan için ölü bir bedenin anlamı yoktur. Çünkü ölü bendenler hayvanlar için yalnızca hareket etmeyen bir cisimlerdir. Bazı hayvanların ölümle daha karmaşık bir ilişkileri vardır. Filler, ölü fillerin iskeletleriyle çok yakından ilgilenirler. Yunuslarınsa uzun süre cesetlerden ayrılmadıklarını biliyoruz. Şempanzelerinde, diğer şempanzelerin ölü bedenleriyle ilgilendikleri ve çeşitli davranışlar sergilediklerini gözlemledik. Bu davranışlar; kader, sakınma, saygı ve yas davranışına benzer davranışlardır. Antropologlara göre şempanzeler, ilkel insanlar tarafından uygulanan davranışları sürdürmekteler. Bu davranışlar zamanla gelişerek günümüzün resmi bütün ritüellerine dönüşmüştür. Elbette bunu kesin olarak bilemeyiz. Fakat fosiller ve arkeolojik bulgular bu davranışların modern cenaze törenlerine nasıl dönüştüğünü bizlere gösterir.

İlk bulgular gerçekten de çok eskidir. 1975 yılında paleontologlar Etiyopya’nın çimenlerle kaplı dik bir yamacında kazı çalışması yaptılar. Bu kazıda 3,2 milyon yaşındaki atamız Australopithecus afarensis’e ait 13 kısmi iskelet keşfettiler. Bunlardan 9 tanesi erişkin, iki tanesi çocuk ve iki tanesi bebeklere aitti. Bu cesetlerin hepsi de birbirine dokunma mesafesindeydiler. da akıllara ilk antik cenaze törenleri açısından soru işaretleri getirdi. Bu halâ gizemli bir olaydır. Hepsini aynı anda öldürecek ani bir sel veya benzeri bir felaket olduğuna dair bir kanıt yoktur. Ayrıca Kemiklerin yırtıcı hayvanlar tarafından çiğnendiğine dair bir işaret de yok.

Yaşayanların Ülkesi: Kemik Çukuru

Bunun bir başka açıklaması ise ilk insanımsıların, bedenleri buraya kasıtlı olarak getirdiğidir. Burada bir gömme veya sembolik olarak manevi anlam taşıyan bir durum yoktur. Yine de şempanzelere kıyasla belirgin bir bilişsel ilerleme söz konusudur. Belki de bu gömme eylemi, yaşayanla ölen arasındaki kavramsal ayrımın göstergesidir. Hatta bu davranış, bizlere daha derin bilgiler vermektedir. Çünkü ilk insanımsıların antik cenaze törenleri yapıp yapmadıklarını bilmemekteyiz.

Yeni keşifler yapılmadan Australopithecus’ ların ölülerini özel bir yere bırakıp bırakmadıklarını doğrulamak olanaksızdır. Ne var ki yarım milyon yıl önceye ait daha net bir kanıt vardır. Bilim insanları 1980 yılında İspanya’nın Atapuerca Dağları’nda Kemik Çukuru adını verdiğimiz bir mağara buldular. Mağaranın içinde iskeletlerle dolu bir kuyu vardı. Kuyu içerisinde ise antik çağdan 28 insanın kalıntıları vardı. Bu kalıntılar olasılıkla hem bizim hem de Neandertallerin atası olduğu düşünülen Homo Heidelbergensis’ e aitti.

Peki bu kemikler oraya nasıl gelmişti? Kazara kuyunun dibine düşmüş olma ihtimalleri vardı. Ama kemiklerin kırılma şekli ve iskeletlerin büyük bir çoğunluğuna göre bu yanlış bir çıkarımdı. Çünkü iskeletlerin çoğu ergenlik çağında veya genç erkeklere aitti. Bu durumda, kaza düşüncesini rafa kaldırdı. Bu insanların oraya, diğer insanlar tarafından taşındıkları en iyi açıklamadır. Eğer bu doğruysa kemik çukuru ölülerin özel bir yere yerleştirilmesinin ilk kanıtıdır. Bu bilgide bize belki de ilk antik cenaze törenleri hakkında en doğru bilgiyi vermektedir.

Binlerce Yıl Önce Antik Cenaze Törenleri

Daha yakın bir zamanda güncel bir keşif yaşandı. Bu keşif Güney Afrika’da daha önce bilinmeyen Arkaik bir insan türü olan Homo Naledi’ye aitti. Bu keşifte bilim adamları, fosilleşmiş 1500 insan kemiği ve dişi buldular. Ne yazık ki bu insanların kaç yıl öncesine ait olduklarını henüz bilmiyoruz. Bunun yanında türlerinin bizim türümüzle nasıl bir ilişkisinin olduğunu da bilmemekteyiz. Ayrıca bu insanların ölümlülük konusunda bir fikre sahip olup olmadıkları hakkında da bir fikrimiz yok. Tek bildiğimiz ölüleri belli bir yere yerleştirmenin giderek daha yaygın hale gelmiş olduğu. Çünkü 500 bin yıldan beri bedenlerin orada bulunmalarının başka türlü bir açılaması yoktur.

Ölülerin özel bir yere yerleştirilmesi ile defin işlemi arasında kısa bir kavramsal sıçrama söz konusudur. Elimizdeki en eski bulgu İsrail’de Skul ve Kafze mağaralarıdır. Bu iki mağarada bilim inşaları tarafında, insan yapımı çukurlarda 100 bin yıllık Homo Sapiens iskeletleri bulunmuştur. Bu mezarlarda bilim insanları hayvan kemikleri, deniz kabukları ve kehribar gibi eşyalara da rastladılar. Yine de bu mezarlar antik cenaze törenleri koşunda yetersizdi. Bilinen bu tür yer sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Bu mezarlar, eski çağlardan bugüne, ölmüş bunca insan sayısına kıyasla çok nadirdir. Antropologlar, ölü yakma işleminin de uygulanmış olduğunu tahmin etmektedir. Ama henüz bunu destekleyecek bir kanıt yoktur.

Ölen insanların, mezarlık olarak tanımladığımız alanlara gömülmesi ise ancak 14 bin yıl kadar önce gerçekleşmiştir. İnsanların bir yerde yerleşip tarım ve dini keşfetmelerini de aynı döneme denk gelmesi tesadüf değildir. Böylelikle insansı maymun geçmişimiz ölüp gömülmüş, sembolik kültür tüm canlılığıyla hayata başlamıştır. Bu bilgiden yola çıkarak antik cenaze törenleri ve yerleşik hayat arasında bir ilişki kurulabilir. Demek ki ilk insanlar bir yerde sürekli bulunduklarında bu törenleri gerçekleştirmişlerdir.

Hayvan Törenleri

Peki durum hayvanlarda nasıl? Bizlere en yakın tür olan şempanzelerin ölüm anlayışını bilmemiz olanaksızdır. Ancak, primatologlar 2010 yılında Tanzanya’da çok enteresan bir olayla karşılaştılar.  Gombe Ulusal Parkı’nın korucuları bir ağacın altında Malaika adlı dişi şempanzenin cesedini buldular. Primatologlar, nadir ele geçecek bir aydınlanma yaşadılar. Cesedin etrafına bir şempanze kalabalığı toplanmıştı. Sonraki üç buçuk saat boyunca bir dizi şempanze cesede yaklaştı. Diğerleri ise ağaçlardan izlediler. Bazıları ölü bedeni koklayıp tımar ederken bir kısmı onu sarstı, çekiştirdi veya ona vurdu. Nihayet bir alfa erkek, ölü şempanzeyi bir dere yatağına attı. Bunun üzerine birçok şempanze imdat çığlıkları attı.

Ceset korucular tarafından kaldırılıp uzaklaştırıldığında birkaç şempanze cesedin yattığı yere koşup şiddetle yeri elleyip kokladılar. Burada 40 dakika kaldılar ve ayrılmadan önce koro halinde imdat çığlıkları attılar. Cesedim yattığı yeri en son ziyaret eden grup üyesi ise Malaika’ nın kızı Mango oldu. Bu davranış bizlere ilk insanların düşünceleri hakkında önemli bilgiler vermektedir. Çünkü ilk insanların antik cenaze törenleri anlayışları halâ gizemini korumaktadır.