Osmanlı kadını: efsane ve gerçekler

harem Kreselleşme denen, dnyanın her bir tarafını ‘bir’in etrafında yaşatan durum gerçekleşmemişti. Batı’nın Batı, Doğu’nun da Doğu olduğu dönemdi. Doğu’nun o kendine haslığı Osmanlı ile yaşanıyordu.

Ancak Batı’da da başka şeyler olmaya başlamıştı, bir kırılma yaşanıyordu. Hayat ve zaman bir ‘çatışma’ üzerinden akıyor, arkasından Batı’nın ilerlemesine tanık olunuyordu. Orta Çağ’ın ve mabetlerin bysnden sıyrılan Batı, daha çok görnr olana ayarlı aklın iktidarına geçmişti. Tam da bu demlerde Doğu’nun yurdu olan Osmanlı’ya varan Batılı seyyahların yolculuk notları, harem ve kadın etrafında epey sorunlu bir algıyı geliştiriyordu. ‘Gizemli Osmanlı haremi’nde fettan, miskin, teslimiyetçi ve cazibeli kadınlar miti dolaşıma sokuluyordu.

Bu seyyahların çoğu erkekti. Orta Çağ’dan sıyrılmışlığın kibrini taşısalar da, Hıristiyan ve ilerleyen Batı’nın çocukları olarak slman ve Doğulu nı okuyorlardı. Düşen Osmanlı, ‘ileri gözler’in okuma nesnesi oluyordu. Fakat kadını (dolayısıyla haremi) ‘örtü’nn altında görnemez olurken, her bir şeyi görr duruma çıkıyordu. Zira Osmanlı haremi ve haremdeki kadınlar, yabancı erkeklere btnyle kapalıydı. Bu, görnen ama göremeyen Batılı seyyahların muhayyilelerini kışkırtıyordu. Zihinleri de, o dönemde Batı’da rağbet görmeye başlayan 1001 Gece Masalları’ndaki Doğulu kadın halleriyle doluydu. Böylelikle çok sonra zihinlere kazınıp dolaşıma girecek Osmanlı harem hayatı ve kadın miti şekilleniyordu: “Osmanlı sultanlarının haremi; fettan, miskin, her şeyleriyle erkeklerinin malı cazibeli kadınların yuvasıydı.”

Batılı seyyahların yanlış tasviri

Hareme giremeyen gözlerin göremedikleri kadına dair çizdikleri bu resmin yanlışlığı, sonraki yzyılda Osmanlı yurduna gelecek Batılı kadın seyyahların gözlemleriyle tespit edilir. Osmanlı coğrafyasında uzun sre yaşamış Lady Montague, Julia Pardoe ve Lucy Garnett gibi Batılı kadın seyyahlar, Batılı erkek seyyahların yanlış bir harem ve Osmanlı kadını resmi çizdiklerini üşahede ederler. Ancak yine de ilk çizilen yanlış resim zihinlerde yer alır. Hem Batı’da, hem de Batı etkisine girmiş yurtlarda bu olur. Ve hâlâ bu böyledir. Böyledir ki, Amerika’da doğmuş, Ohio Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı’nda okurken tanıştığı bir Trk ile evlenip slman ve Trkiye vatandaşı olan Aslı Sancar, iyi bir sunumla hazırlanmış harem kitabında karşılaştığı bu yanlış resim sebebiyle Osmanlı’da haremi ve nı çalışmayı düşünmüştr. Kendisi gibi Batılı olan seyyahların yanlış resmini dzeltmek üzere okumalara başlayan Aslı Sancar, vardığı sonuçları, Ottoman Woman: Myth and Reality ismiyle kitaplaştırır. Düşünce şudur: Yanlış resim, daha çok Batı’da dolaşımdadır, kitap da ilk önce Batı’da yayımlanmalıdır. Geçtiğimiz yıl İngilizce yayımlanan kitap, Amerika’da 1800 kitabın yarıştığı yarışmada birinciliğe oturur ve Benjamin Franklin Ödlü’nn sahibi olur.

Bu kitap geçtiğimiz aylarda Hanife Öz çevirisiyle, Osmanlı Kadını: Efsane ve Gerçekler ismiyle Kaynak Yayınları arasında çıktı. Kitap altı bölmden oluşuyor: “Batılıların Gözyle Osmanlı Kadını” başlıklı birinci bölmde, Batılı erkek seyyahlar tarafından çizilen yanlış Osmanlı haremi ve kadını resmini dzelten Batılı kadın seyyahların notlarına yer veriliyor. Burada nın dış görnüşü, hal ve tavrındaki incelik, temizliği, dindarlığı, misafirperverlik ve cömertliği, tevazu ve namusu, özgrlüğü, tabiat sevgisi ve toplumsal konumu işleniyor. “Evlerinin Hareminde Osmanlı Kadınları” başlıkları ikinci bölmde haremin ‘kutsal alan’ oluşu anlatıldıktan sonra haremde yaşama mekânları, kayınvalidenin rolü, kadınların sosyal rolleri, ev hanımlarının rolü, anne ve çocukların rolü, sosyal aktiviteler, düğünler, doğum, gezintiler, barek gn ve geceler anlatılıyor. Üçüncü bölmde, Osmanlı’da ve saray haremindeki cariyelerin durumuna bakılıyor. “Saray Haremindeki Osmanlı Kadınları” konusu kitabın dördncü bölü. Burada sultanların anneleri ve saray hareminin başı olan Valide Sultan’ın konumu, padişah eşleri ve cariyeleri, Hrrem Sultan, prensesler, sultanın stannesi, saraydaki idari çalışanlar ve hizmetçiler işleniyor. “Mahkeme Kayıtlarında Osmanlı Kadınları” başlıklı beşinci böl ise kitabın ezber bozan bölü. Hiç şüphesiz, toplumların durumu en çok toplumsal sözleşmenin ifadesi olan kanunların tatbikinde görnr. Bu bölmde Osmanlı hukuk sistemindeki kadın haklarını, mesela 17 ve 18. asırlarda kadınların erkeklere karşı açtıkları davaların % 77’sinin kadınlar tarafından kazanıldığını göryoruz. Kadının evliliği, evlilik sözleşmesi, mehir, nafaka, boşanma/yeniden evlenme, çok eşlilik, kadın dövme, çocuk velayeti, miras ve lkiyet hakları böln ara başlıkları oluyor. Kitabın, “Metafizik Aynada Osmanlı Kadını” başlıklı altıncı ve son bölnde, nın konumunun ontolojisine işaret ediliyor. Yazar, ‘Osmanlı kadını haremi neden bu kadar benimsedi, nasıl bir dnya bakışı vardı ki bunu kabul edebildi?’ sorusunun cevabını, nın dindarlığında göryor.

Durum ilginçtir. Batılı seyyahlar tarafından çizilen yanlış Osmanlı haremi ve kadını resmi çok sonra yine Batılı bir kadın yazar tarafından tashih ediliyor. Osmanlı Kadını: Efsane ve Gerçekler kitabı, çizeni de tashih edeni de Batılı olan bir resmin etrafında dönyor.

Zaman

İlgili Yazılar

Leave a Reply